Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Hocamızla ilk tanışmam YouTube üzerinden oldu. Bire bir tanışmak tağutların zulmü nedeniyle nasip olmadı. Bundan beş sene önce geçirdiğim bir trafik kazası sebebiyle yaklaşık bir buçuk sene evde kaldım. Bu dönemde sosyal medyada Hocamızın bir videosuna denk geldim ve dinlemeye başladım. Etkilenmiştim, çünkü anlattıkları sanki içimde kaybolan bir şeyleri bulmama yardımcı oluyor gibiydi. Anlattığı ayetler sanki içimde canlanıyor, peygamberlerin dönemine tarihî bir yolculuk yapıyor, o dönemlerde yaşıyormuş hissine kapılıyordum.

Böylece birkaç video dinledikten sonra Halis Hocayı merak ederek araştırmaya başladım. Google'a "Ebu Hanzala" yazdığımda karşıma çıkan sonuçlar beni şok etmişti. Çünkü IŞİD emiri olmakla itham ediliyordu. "Türkiye IŞİD sorumlusu Ebu Hanzala kod adlı Halis Bayancuk hücre evinde basıldı!" haberleri beni bir yandan üzmüş, bir yandan da korkutmuştu ve bu korku sebebiyle bir süre dinlemeyi bırakmıştım. Bu süre zarfında da düşünmeye başlamış, Hocamızın anlattığı ayetleri araştırmaya koyulmuştum. Ve sonunda Hocamızın anlattıklarının ayetlerle sabit olduğunu gördüğümde kendi kendime şunları söyledim: "Bana bu yaşıma kadar İslam dinini bu şekilde anlatan hiç kimse olmadı. Eğer hak din bir taneyse o da Halis Hoca gibi davetçilerin anlattığı dindir."

Bunu idrak ettikten sonra Hocamızı tekrar dinlemeye başladım. Tevhidi ve şirki öğrendikten sonra toplumun ve yaşantımızın şirk üzere olduğunu anladım. İman ettikten kısa bir süre sonra bu inancı aileme anlatma gereksinimi duydum ve memlekete gittim. Çok heyecanlıydım ve bir yandan da önce aileme, sonra da akraba ve tanıdıklara İslam'ı tebliğ edeceğim ve böylece İslam dini memlekette yayılacak, diye düşünüyordum. Ta ki ebeveynlerime anlatana dek. Maalesef düşündüğüm gibi sonuçlanmadı. Kaza nedeniyle yaklaşık bir buçuk yıl evde kaldığım için ailem, "Evde kalmak buna iyi gelmedi." diyerek psikiyatriden randevu almaya kalktılar. Ancak eşim ve kardeşim anlayışla karşılamıştı. İlerleyen zamanlarda onlar da Müslim oldular, elhamdulillah. Bir süre sonra memleketten İstanbul'a döndüm. Bu arada bu inanca sahip sadece Hocamız, ben ve varsa birkaç kişi daha vardır, diye düşünüyordum. Çünkü bu inanca sahip kimseyle tanışmamıştım o yaşıma kadar. Bu nedenle Hocamızın İstanbul'da tebliğ yaptığı hiç aklıma gelmemişti. Şivesinden ötürü ya doğu tarafındaki şehirlerin birinde ya da yurtdışında olduğunu düşünmüştüm. Ne yazık ki o günlerde Hocamızın tutuklandığını öğrenmiş ve çok üzülmüştüm. Zira Hocamızdan başka tanıdığım Müslim yoktu ve o da gidince ben tek kalmıştım. Çevremdeki insanlarla fırsat buldukça inancımı paylaşmaya çalıştım. Tek başıma, dilimin döndüğünce tebliğ yapmaya çabalıyordum. Elbette eğitimsizliğin vermiş olduğu olumsuz sonuçlar yaşamıştım. Bir süre sonra, "Acaba yakınlarımda benimle aynı inanca sahip insanlar var mı?" diye araştırmaya başladım. Çünkü insan tek kalınca gariplik ve kimsesizlik hissine kapılıyor ister istemez. Ve yine sosyal medyada Tevhid Dergisini gördüm. Adresleri benim oturduğum semtteydi, çok sevindim ve hemen gitmeye karar verdim; lakin içimi bir korku kapladı. Şeytanın vesveselerinden olsa gerek, "Ya orası değilse? Ya Hoca orada ders yapmamışsa? Ya bizim gibi yeni Müslimleri kandırmak için açılan bir yer ise?" gibi türlü türlü vesveseler geldi aklıma. Daha önce böyle bir ortama girmediğim için nasıl bir yer olduğu, beni nelerin beklediği hakkında hiçbir bilgim de yoktu. Sonra eşimin de desteğiyle cesaretimi topladım ve Tevhid Kitabevine gittim. Cumartesi sohbeti saatiydi. İçeri girene kadar korku ve vesveselerim devam etti. İçeri girdim, etrafa baktım ve "Hiç de korkulacak bir yere benzemiyor." dedim kendi kendime. Sohbet başlamıştı. Dinledikçe korkularımın uçup gittiğini hissettim. Sohbet bitiminden sonra abiler beni halkaya davet ettiler. İlgileri ve samimiyetleri o kadar güzeldi ki ağlamamak için zor tuttum kendimi. Sanki yıllardır birbirini göremeyip de birbirine kavuşan dostlar gibi bir duyguya kapılmıştım. Allah (cc) tüm Müslim kardeşlerimden razı olsun.

Birçok şey değişti hayatımızda; oturuşumuzdan kalkışımıza kadar hareketlerimiz, konuşma adabımız, ilim öğrenirken veya davet yaparken nereden başlamamız gerektiği ve nelere dikkat etmemiz gerektiği... Allah'ın (cc) izni ve yardımıyla düzen içine girmeye başladı. İnsan tek başınayken neler yapabileceği veya nasıl bir yol izlemesi gerektiğini belirlemesi zor oluyor.

Rabbim; bizlerin ayaklarını İslam yolunda sabit kılsın, Hocamızın ve cezaevinde olan tüm Müslimlerin esaret bağlarını çözsün. Allahumme âmin.