2. Malını Satarken Allah Adına Yemin Eden İnsan

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla…

Allah’a hamd, Resûl’üne salât ve selam olsun.

Ebu Hureyre’nin (ra) rivayet ettiğine göre Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“Üç kişi vardır ki, Kıyamet Günü’nde Allah onlarla konuşmayacak, onların yüzüne bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlara acı bir azap vardır: Bir çölde ihtiyacından fazla suyu bulunmasına rağmen onu yolculardan esirgeyen kimse; ikindiden sonra bir kişiye malını satarken ‘Bunu şu şu fiyata aldım.’ diyerek Allah adına yemin eden, öyle olmadığı hâlde müşterinin kendisine inandığı kimse; devlet başkanına sadece dünyevi çıkarları için biat eden, devlet başkanı ona mal verdiği zaman biatine bağlılık gösteren, vermediğinde ise biat sözüne bağlılık göstermeyen kimse.”[1]

Kıymetli Kardeşim,

İslam; komşulukta, evlilikte, yolculukta… hayatın her alanında bir adap koymuştur. Hakeza rızık temini için yapılan ticarette de bir edep belirlemiştir, ki hem satan hem de alan zarar görmesin.

Ticarette dikkat edilmesi gereken çok fazla ahlak vardır.[2] Üzerinde nasihatleştiğimiz hadis-i şerifte de bizlere bu konuda bir ahlak öğretilmiştir: Malın geliş fiyatı öne sürülüp, Allah (cc) adına yemin ederek satışta bulunulamaz.

Çünkü yemin ederek malı satmak, alıcıyı zorlamaktır, baskı altında tutmaktır. Müşteriyi, tatlı cümlelerle kandırmaktır. Alınan fiyatı söylemek ve Allah (cc) adına yemin etmek müşteriyi manevi olarak etkiler, almayacaksa bile etkilendiği için alabilir. İşte bu şekilde baskı ve zorlama yoluyla ticarete yönlendirmek yasaklanmıştır.

Bir insan, ticaretinde neden Allah adına yemin eder?

Rızık Korkusu

Ticaret, insanoğlunun yumuşak karnıdır. Şeytanın, insanoğlunu “aç kalmakla” korkutması da bundandır. Bu korkutmayla şeytanın elde etmek istediği iki muradı vardır:

Birincisi; kişinin gündeminde sürekli ekonomi ve ticaret olmasını sağlamaktır, ki böylece kişi Allah’ı (cc) ve O’na kulluğu gündeminden çıkarsın. Böylelikle sorumluluklarını ve salih amellerini yerine getirmesin.

İkincisi ise kişinin doğru karar vermemesi ve doğru adım atmaması için zemin oluşturmaktır. Rızık korkusu olan kişi, maddeye kilitlendiği için doğru düşünemez ve doğru adım atamaz. Örneğin, kişinin sattığı malda hata vardr. Rızık korkusu olan kişi bu hatalı malı satmak için yalana başvurabilir, malın eksiğini dile getirmeyebilir veya sırf onu satabilmek için onda olmayan bir özellik zikredebilir ve bu kadar yalana inandırmak için de Allah (cc) adına yemin edebilir.

İkinci maddeye bir örnek daha verelim: İslam bize sakalı emretmiştir. Müzik dinlemeyi ve dinletmeyi, sigara satmayı, kadın ve erkeğin aynı ortamda birlikte çalışmasını yasaklamıştır. Ancak bugün birçok iş yerinde bunların tam zıddı uygulanmaktadır.

Rızık korkusu olan kişi, Allah’ın (cc) emrini yerine getirmede ve yasaklarından kaçınmada gevşeklik gösterir. Haramlardan kaçındığı zaman kazancını kaybedeceğini düşündüğü için kendince fetvasını bulacaktır. Dini, ticaretine uyduracaktır. O kadar ki haram ve helal konusunda hassas olan insanlar veya yapılarla diyaloğunu bitirecektir.

Oysa rızık, ecel gibidir. Nasıl ki ecel, ne bir dakika ileri gidiyor ne de bir dakika geri geliyorsa rızık da böyledir. İnsanın eceli de rızkı da doğmadan elli bin yıl önce yazılmıştır. Kaderi yazan kalem kırılmış, mürekkebi de kurumuştur. Bu takdiri hiçbir şey değiştiremez. Yeminler ve yalanlar kazancımızı arttırmadığı gibi bu günahımız nedeniyle bereketimiz de kaybolur. O zaman rızık konusundaki korkuları, Allah’ın Er-Rezzak ismiyle tedavi etmek gerekir.[3]

Er-Rezzak Olan Allah’ı Tanımaması

Kişiyi, malını satarken Allah (cc) adına yemin etmeye iten sebeplerden biri de Allah’ı Er-Rezzak olarak tanımamasıdır. Yemin ettiğinde malını satıp kazanacağını, aksi takdirde kazancından olacağını düşünen kişi kâinattaki canlıların nasıl rızıklandıklarını görmüyor, tefekkür etmiyordur. Oysa nice varlık vardır ki rızkını temin edecek gücü kuvveti yoktur. Allah ona da rızkını vermektedir. Anne karnındaki yavruların rızkı böyle değil midir?

“Nice canlı vardır ki, kendi rızkını taşıyamaz. Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semi’, (her şeyi bilen) El-Alîm’dir."[4]

“Ben insanları ve cinleri yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım. Ben onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum. Hiç şüphesiz Allah, çokça rızık veren, kuvvet sahibi (ve hiçbir şeyin kendisini yıpratamayacağı, müminlere metanet veren) El-Metin’dir.”[5]

Değerli Kardeşim,

Yazımızın sonuna gelirken son olarak şu önemli noktayı hatırlatmak isterim:

Ticaretimizin, Allah’ı (cc) zikretmemize, O’nun için namaz kılmamıza; yani kulluğumuza engel olmasına müsaade etmemeliyiz. Biliyoruz ki şeytanın ticaret üzerindeki oyunları fazladır. Bunun üzerine insanın fıtratındaki mal sevgisi de eklendiğinde şeytanın tuzak kurmasını kolaylaşır.

Ticaretimizde ölçüyü yakalamanın en güzel yolu, Allah’ı (cc) anmak, O’nun için namaz kılmak ve malın zekâtını vermektir. Bu maneviyata dikkat edersek ticarette Allah’ı razı eden kullardan olabiliriz inşallah.

“Onlar, ticaretin ve alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymadığı adamlardır. Kalplerin ve gözlerin (dehşetten) ters döndüğü bir günden korkarlar.”[6]

Rabbim bizleri arınan, zatını razı eden kullarından eylesin. Bizleri malın fitnesine ve ticaretin tuzaklarına karşı korusun. Allahumme âmin.

Davamızın sonu, âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdetmektir.

Seni Allah’a emanet ediyorum. Bir sonraki yazımızda görüşme ümidiyle…

 

[1] .Buhari, Müsakat 5, Ahkâm 48; Müslim, İman 171-173

[2] .Bu konuyu ihtiva eden "Ticaret Ehli Müslimlere Nasihatler" kitabını okumanızı tavsiye ediyorum.

[3] .Er-Rezzak ismi için Halis Hoca’mızın El-Esma’ul Husna kitabından bu bölümü okumanızı tavsiye ediyorum.

[4] .29/Ankebût, 60

[5] .51/Zâriyat, 56-58

[6] .24/Nûr, 37