Es-Selamu Aleykum,

Ben cahiliyemde gazinolarda, müzikhollerde garsonluk ve müdürlük yaptım. Daha sonraları kendim işyerimi açtım. Son olarak Sefaköy'de bir müzikhol diskoyu kiraladım. Açılış günü polis baskınında, daha önce işlediğim yaralama suçu nedeniyle tutuklanıp cezaevine götürüldüm. Cezaevinden çıktığımda kiraladığım işyerinin sahibi öldürülmüş, işyeri tamamen kapatılmıştı. Denetimde tanıdığım bir arkadaşla kahvede buluşup çay içtik. Daha sonra yemek yemek için dışarı çıktık. Bir caminin önünden geçerken yüksek seslerle birbirleriyle tartışan bir kalabalık gördük. Onları ayırmak için araya girdiğimizde iki abiyi kalabalıktan çıkararak sürtüşmeyi durdurduk. Bu abilere neden tartıştıklarını sorduğumuzda bize; yönetimin yalnızca Allah'a (cc) ait olması gerektiğini, Allah'ın hükmüyle hükmetmeyenlerin ve oy kullananların kâfir/müşrik olduklarını anlattılar. Bizlere broşür verdiler. Bu broşürde yazan ayetleri okudum. İrkilmiştim. Abilere, "Bu ayetler, yani Mâide Suresi'nin, 44; A'râf Suresi'nin, 54; Yûsuf Suresi'nin 40. ayetleri Kur'ân'da yazılı mıdır?" diye sordum. "Evet." dediler. Onların telefon numaralarını alarak yanlarından ayrıldım. Eve geldiğimde hemen ayetlerin gerçekten Kur'ân'da olup olmadığını kontrol ettim. Hepsi doğruydu. Broşürde yazan her şey, Kur'ân'dandı. Yaşadığım şoku sindirir sindirmez abileri arayıp onların yanına gelmek istediğimi söyledim…

Kur'ân'ı daha çok okumaya başladım. İmam Hatip lisesinde okuduğum için Kur'ân'ı çat pat yüzünden okuyabiliyordum. Lakin Türkçesini hiç okumamıştım. Ben iman etmeden önce hayatımda içki, kumar, uyuşturucu, sigara... bütün haram ve günahlar vardı. Allah (cc) beni zilletten kurtarıp İslam ile izzetlendirdi. Rahmân diledi, bu abiler vesile oldu. Allah (cc) onlardan razı olsun. Halis Hoca'nın birkaç dersine geldim. Lakin tanışmak nasip olmadı. Selam, hidayete tabi olanların üzerine olsun.