Loader
Küfrün Karanlıklarından, Vahyin Aydınlığına...

Yaratan Rabbinin Adıyla

Özcan YILDIRIM 2019-12-17

 

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ (1) خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ (2) اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ (3) الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ (4) عَلَّمَ الْإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ (5)

Er-Rahmân ve Er-Rahîm olan Allah'ın adıyla (okumaya başlıyorum.)

  1. Yaratan Rabbinin adıyla oku! 

  2. O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. 

  3. Oku! Rabbin kerem sahibidir. 

  4. O ki kalemle (yazmayı) öğretendir. 

  5. İnsana bilmediğini öğretti.[1]

Allah'a hamd, Resûl'üne salât ve selâm olsun…

Allah (cc) ilk indirdiği ayette, Resûl'üne yakınlığı ifade eden bir üslup kullanıyor: Rabbike. "Senin Rabbin" veya "Rabbin"diye mana verebiliriz buna. Yani "Yaratan Rabbin adıyla oku!" değil, "Yaratan Rabbinin adıyla oku!" Aradaki bu nüans, Rabbimizin kelamının eşsizliği ve sonsuz hikmetlerindendir.

Bu ilk ayette hemen göze çarpıyor Rab kavramı. Tüm kâinatın, yarattıklarının efendisi ve onları terbiye eden Rab! Allah (cc) Kur'ân'ın temel mesajlarından biri olan rububiyetine delalet eden birçok ayet indirmiştir. Tüm bu ayetlerdekuldan istenen, Allah'ın, fiillerinde tevhid edilmesidir. Bu fiillerden biri de Allah'ın yaratma fiilidir.

İnsanı yarattıktan sonra dünya ve içindekileri yaratan ve hepsini insana amade kılan O'dur. Bunların hepsini insanoğlunun hizmetine sunmasının sebebi de yüce zatının tevhid edilmesidir:

"Onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı, Güneş'i ve Ay'ı kim emrinize amade kıldı?' diye soracak olsan kesinlikle: 'Allah!' diyecekler. O hâlde, nasıl oluyor da (tevhidden şirke) çevriliyorlar?" [1]

"Şayet onlara: 'Kim onları yarattı?' diye soracak olsan hiç şüphesiz: 'Allah!' diyecekler. Nasıl da (tevhidden şirke) çevriliyorlar!" [2]

"De ki: 'Eğer biliyorsanız (söyleyin) yer ve içindekiler kime aittir?' 'Allah'a aittir.' diyecekler... De ki: 'Öğüt almaz mısınız?' De ki: "Yedi göğün ve büyük arşın Rabbi kimdir?'
'Allah' diyecekler... De ki: 'Korkup sakınmaz mısınız?' De ki: 'Her şeyin mülkünü/yönetimini elinde bulunduran kim? O her şeyi koruyup himaye ederken, kendisine karşı kimsenin himaye edilemeyeceği kimdir? Şayet biliyorsanız (söyleyin kimdir o)?' 'Allah.' diyecekler. De ki: 'Nasıl oluyor da böyle büyüleniyor (şirkle aldanıp hakka karşı geliyorsunuz)?' " [3]

"De ki: 'Görüşünüz nedir? (Söylesenize!) Allah kıyamet gününe kadar, geceyi üzerinize sürekli kılsa Allah'tan başka hangi ilah size aydınlık getirebilir? Dinlemez misiniz?' De ki: 'Görüşünüz nedir? (Söylesenize!) Allah, kıyamet gününe kadar, gündüzü üzerinize sürekli kılsa Allah'tan başka hangi ilah içinde dinleneceğiniz geceyi size getirebilir? Görmez misiniz?' İçinde dinlenesiniz ve Allah'ın lütfundan arayasınız diye sizin için geceyi ve gündüzü yaratması O'nun rahmetindendir. Umulurki şükredersiniz."[4]

Tevhid ve şirkin, iman ve küfrün savaşı sürekli devam etmiştir. Müşrikleri çıkmaza sokan, akıllarını baştan alan mesele; Allah'ın (cc) yaratıcı olduğu, kendilerinin ise bu konuda aciz kalmalarıdır. Nitekim Kur'ân, onların azciyetini en basit örnekler üzerinden verir:

"Allah, bir sivrisineği ya da ondan daha üstün bir şeyi örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler (örneği duyunca) onun, Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu bilirler. Kâfirler ise: 'Allah bu örneği vermekle ne murat etti?' derler. (Allah) o (örnekle) birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayet eder. (Hakikatte) onunla sadece fasıkları saptırır." [5]

"Ey insanlar! Bir örnek verildi, (dikkatle) dinleyin. Şüphesiz ki Allah'ı bırakıp da dua ettikleriniz, bir araya toplansalar bir sinek dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey çekip alacak olsa onu (sineğin elinden) kurtaramazlar. İsteyen de zayıf kaldı, istenen de... Allah'a gerektiği gibi/şanına yakışır şekilde saygı göstermediler. (Allah'ın kudret ve yüceliğini gereği gibi anlayıp kavrayamadılar.) Şüphesiz ki Allah, (güç ve kuvvet sahibi olan) Kaviy, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) Azîz'dir." [6]

"Allah'ın dışında veliler edinenin misali, kendisi için yuva edinen örümceğin durumu gibidir. Hiç şüphesiz evlerin en zayıfı, örümceğin evidir. Keşke bilselerdi." [7]

Seni de tefekküre çağırır Rabbin; kaldır kafanı, bak etrafına, düşün diye:

"De ki: 'Allah'a hamd, seçkin kullarına selam olsun.' Allah mı daha hayırlıdır, yoksa (Allah'a) ortak koştukları mı? (Onlar mı daha hayırlıdır yoksa) gökleri ve yeri yaratan, sizin için gökten su indiren (Allah mı)? Ki o suyla, sizler için göz alıcı güzellikte bahçeler bitirdik. Siz, onun tek bir ağacını dahi bitiremezdiniz! Allah'la beraber başka bir ilah mı? (Hayır, Allah'tan başka ilah yok!) İşin aslı onlar, (başka varlıkları Allah'a denk tutup) sapan bir topluluktur. (Onlar mı daha hayırlıdır yoksa) yeryüzünü yerleşke/yaşama alanı kılan, onun arasında ırmaklar yaratan, o (sarsılmasın diye dağlardan) kazıklar çakan, iki denizin arasına (birbirlerine karışmasınlar diye) engel koyan (Allah mı)? Allah'la beraber başka ilah mı? (Hayır, Allah'tan başka ilah yok!) İşin aslı onların çoğu bilmiyorlar. (Onlar mı daha hayırlıdır yoksa) dua ettiğinde darda kalmışın duasına icabet eden, kötülüğü gideren ve sizleri yeryüzünün halifeleri kılan (Allah mı)? Allah'la beraber başka ilah mı? Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
(Onlar mı daha hayırlıdır yoksa) karanın ve denizin karanlıklarında size yol gösteren, rahmeti (olan yağmurdan önce) müjdeci olarak rüzgârları gönderen (Allah mı)? Allah'la beraber başka ilah mı? Allah, onların şirk koştuklarından yücedir. (Onlar mı daha hayırlıdır yoksa) yaratmayı ilkin başlatan sonra (dirilterek) onu tekrarlayacak olan, sizleri gökten ve yerden rızıklandıran (Allah mı)? Allah'la beraber başka ilah mı? De ki: 'Eğer doğru söylüyorsanız (içinde hiçbir şüphe olmayan kesin) kanıtınızı getirin.' " [8]

"Görmedin mi? Allah geceyi gündüze, gündüzü de geceye katar. Güneş'i ve Ay'ı emre amade kılmış, her biri belirlenmiş bir süreye doğru akıp gitmektedir. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Bu, Allah'ın hakkın ta kendisi olması ve O'nun dışında dua ettiklerinizin batıl olması sebebiyledir. Şüphesiz ki Allah, (evet,) O (zatı ve sıfatları en yüce olan) El-Aliy ve (en büyük olan) El-Kebîr'dir.
Size ayetlerinden bazısını göstermek için gemilerin Allah'ın nimetiyle denizlerde akıp gittiğini görmedin mi? Şüphesiz ki bunda, çokça sabreden ve çokça şükreden herkes için ayetler vardır." [9]

"Gökleri direksiz yaratmıştır. Siz onu görmektesiniz. Yeryüzü sizi sarsmasın diye (oraya dağlardan) kazıklar çakmış ve orada her canlıdan yaymıştır. Biz, gökten su indirmiş ve orada her güzel bitkiden çifter çifter yaratmışızdır. Bu, Allah'ın yarattığıdır. Gösterin (bakalım) O'nun dışında (iddia ettiğiniz şefaatçiler, veliler, salihlerin ruhları) neler yaratmış? (Hayır, öyle değil!) Bilakis zalimler, apaçık bir sapıklık içerisindedirler." [10]

"O (Allah) ki (her biri diğerinin üzerinde ve birbirine uyumlu) katmanlar hâlinde yedi gök yarattı. (Özünde merhamet sahibi olan) Rahmân'ın yaratmasında hiçbir uyumsuzluk/tutarsızlık göremezsin. İşte (yarattıkları ortada) çevir gözünü, bir açık/gedik görebilecek misin?" [11]

"Sonra (kusur aramak için) iki defa daha göz at. Göz hiçbir şey elde edememiş ve yorulmuş olarak sana dönecektir."[12]

"Sizin için yeryüzünü zelil (üzerinde yaşamaya elverişli) kılan O'dur. O'nun yollarında yürüyün ve rızkından yiyin. Diriliş O'nadır." [13]

"Üstlerinde saflar hâlinde dizilmiş ve kanat açıp kapayan kuşları görmüyorlar mı? Onları, (hava boşluğunda) Rahmân'dan başkası tutmuyor. Şüphesiz ki O, her şeyi görendir." [14]

"İçtiğiniz suyu gördünüz mü? Onu, buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? Şayet dileseydik onu, tuzlu-acı bir su yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?" [15]

"De ki: 'Görüşünüz nedir? (Söylesenize!) Şayet suyunuz yerin dibine geçse (kaybolsa) kim size kaynak suyu getirebilir?' " [16]

Yaratamayan, aciz olan, gözle görülmeyen mikroskobik canlılarla bile başa çıkamayan mı düzenleyecek, idare edecek, huzur, güven, barış ve adalet getirecek? Yaratan kimse, bunları en güzel şekilde icra edecek olan da odur!

•••

Konuya başka bir zaviyeden yaklaşalım. Allah (cc), müşriklere daveti bu kavram üzerinden yapmıştır. Başka bir ifade ile tevhidi; yaratıcılığı üzerinden anlatmıştır. İnkâr edemedikleri için.

Bugün tevhide davet eden ve O'nun yoluna hizmet ile çağıranların buraya dikkat etmesi elzemdir. Davete muhatap kitle ile ortak kabuller üzerinden davet yapmak da bunlardan biridir. Allah'ın yoktan var etmesi üzerinden tevhid anlatılmalı, Kur'ân'ın çizdiği yöntemin haricinde bir yönteme başvurulmamalıdır.

Kur'ân, Allah'ın (cc) tevhid edilmesini kevni ayetler ve Allah'ın "yaratıcı" sıfatıyla beraber anlatır. İnsanı kendi yaratılışında, etrafındaki varlıkların eşsiz yaratılışında tefekküre davet eder. Bu yöntem dışında felsefe yapıp en girift meseleler üzerinden davet yapılması, zihinlerdeki soru işaretlerinin çoğalmasına, davetin amacından sapmasına sebebiyet verecektir.

Konunun başka bir zaviyesi de kendi dünyamıza yöneliktir. Allah'ın yaratıcılığı, kâinat ve içinde yarattıkları her an çevremizde bulunmaktadır ve Allah (cc), Kur'ân'da tefekküre davet eder, demiştik. Peki, biz bunun hangi cihetindeyiz? Şu an bir nesil ellerimizde büyürken, etrafımızda da cahiliyeden bir umman varken bu konuya ne denli eğilim gösteriyoruz?

Çocuklarımız insan tabiatına uymayan suni/yapay bir ortamda yetişiyor. Kel, ölü ve beton şehirlerde... Tırmanacakları bir yokuş, merak edecekleri bir alan yok veya yok oluyor. Kafes kuşları gibiler. Alışıyor ve benimsiyorlar. Ya da biz zindan ehli gibi birer mahkûm gibiler... Artık burayı dünyası olarak kanıksıyorlar. Ne bahçesi, kırı, parkı ne de kuşları, böcekleri, çiçekleri var. Çağın dayattığı ne varsa onları seviyorlar, benimsiyorlar. Zevkleri ve beğenileri reklamlara veya çevresinde gördüğü gereçlere endeksli. Yenilen ve içilenleri ise hiç sormayın...

Görmediklerini kitaplardan öğreniyorlar. Ezberliyorlar hatta. Dopdolu, canlı ve civelek bir hayatları yok. O dolu dolu hayatları ya bizden öğreniyorlar ya da satır aralarından Fransız kalarak… Hasılı; tanımadan ve tatmadan yetişiyorlar.

Basit bir örnek verelim: Ağaçları sorsanız bugün Z kuşağına, acaba kaç tane ağaç türü tanırlar? Hâlbuki bu, Allah'ın yarattığı eşsiz güzelliklerden sadece bir tanesi.

Biraz daha açalım: Allah (cc), tevhidi ağaç misali üzerinden anlatır.[17]

Ağacın bir oksijen kaynağı olduğunu biliriz. Kur'ân, ağaç ile oksijenin ilişkisine 1400 yıl önce işaret etmişti:

"O (Allah) ki yeşil ağacı size ateş (yakıtı) kılmıştır. Siz de ondan yakıyorsunuz."[18]

Ateşin varlığı oksijenle söz konusudur. Oksijeni üreten ağaçtır. Fotosentez yoluyla olan bu durum da ağacın yeşil olmasına bağlıdır. Tutuşturulan her ateş, ağaçtan çıkan oksijenle yanar. Kur'ân, bunu asırlar öncesinde ortaya koymasına rağmen insanoğlu 18. yüzyılın sonunda bunun farkına varabilmiştir.

Hadislerde de güzel misaller ağaçtan verilir. Resûl (sav), Müslim'in misalini hurma ağacı üzerinden verir.[19] Ayrıca savaşta olunsa dahi ağaçların kesilmesi yasaklanmıştır.[20] Hatta kıyamet saati olsa da eldeki bir fidanın dikilmesi tavsiye edilmiştir.[21]

Uzatabiliriz. Öncekiler -veya biz 90 kuşağı- ağacın gölgesinden, serinliğinden, yapraklarının melodisinden keyif alır. Bundan önceki nesiller çevre kültürü ile büyüdüler çünkü. Her birimize sorsalar, bahçe içinde bir ev ilk tercih olur. Bugün betonlaşan şehirlerle beraber betonlaşan nesiller ortaya çıkıyor. Şehirlerin ölü, beton hâle gelmesi kalplere, ruhlara da sirayet ediyor.

Kızılderili yazar Vasconcelos'un hâlihazırda liste başı olan bir romanı var: Şeker Portakalı. Romanda küçük Zeze'nin dostu portakal ağacıdır. Zeze daima gider, onunla konuşur. Sevindikçe, üzüldükçe, hangi duyguyu yaşıyorsa. Ağaç da onu dinliyor ve anlıyor gibidir. Ağaçla Zeze arasındaki bu dostluk, usta bir kalemle ifade edilir. Bizim de Zeze'ninki gibi anılarımız olmuştur. Konuştuğumuz, dertleştiğimiz. Fakat şimdi tabletlere, PC'lere, telefonlara mahkûm, onlarla dost olan bir nesil var.

Yine yakın zamanda okuduğum, Sandy Tolan isimli bir gazetecinin tarihsel bir romanı var: Limon Ağacı. İsrail işgal devletinin Filistin'i ihlal etmesini anlatır. İki karakter vardır. Biri Yahudi bir kadın. Diğeri Arap bir genç. Tamamen gerçek bir yaşantıdır. Eski evlerine Yahudilerin yerleşmesi/gasp etmesi anlatılırken, bahçedeki emektar limon ağacı üzerinden ailenin yaşadığı dram anlatılır.

Şimdi ise terk edilen bir yerdeki bir ağacın, bir hatıranın hiçbir kadri kıymeti yok. Suni, geçici şeylerle yaşanan kof mutluluklar var.

Çocuklara, yeni nesillere kendi yaşadığımız ve bizi mutlu eden şeyleri vermeye çalışmalı, ortamlarını ona göre şekillendirmeliyiz. İçlerinde Allah'ın yarattıkları üzerinden tefekkür olmalı; ilmek ilmek işlenmeli…

"Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" duamız ile…

 

[1]       .   29/Ankebût, 61

[2]       .   43/Zuhruf, 87

[3]       .   23/Mü'minûn, 84-89

[4]       .   28/Kasas, 71-73

[5]       .   2/Bakara, 26

[6]       .   22/Hac, 73-74

[7]       .   29/Ankebût, 41

[8]       .   27/Neml, 59-64

[9]       .   31/Lokmân, 29-31

[10]      .   31/Lokmân, 10-11

[11]      .   67/Mülk, 3

[12]      .   67/Mülk, 4

[13]      .   67/Mülk, 15

[14]      .   67/Mülk, 19

[15]      .   56/Vâkıa, 68-70

[16]      .   67/Mülk, 30

[17]      .   "Allah'ın (tevhidi) nasıl örneklendirdiğini görmedin mi? Güzel söz (Lailaheillallah), kökü sabit, dalları ise gökyüzüne ulaşmış güzel bir ağaç gibidir. (O ağaç) Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. İnsanlar öğüt alsınlar diye Allah onlara örnekler veriyor." (14/İbrahîm, 24-25)

[18]      .   36/Yâsîn, 80

[19]      .   Resûlullah (sav) buyurdu ki: "Ağaçların içinde bir çeşit vardır ki yaprağı düşmez. O ağaç Müslim'in benzeridir. Nedir o? Söyleyin." Oradakiler kırlardaki ağaçları saymaya başladılar. Abdullah (İbni Ömer) der ki "Bunun hurma ağacı olduğu hatırıma geldiyse de (söylemeye) utandım." Ondan sonra: "Ya Resûlullah, bize söyle nedir?" diye sordular. (Resûlullah): "Hurma ağacıdır." cevabını verdi. (Buhari, 131)

[20]      .   "… Sakın meyve veren ağacı kesme, imar edilen yeri yakıp yıkma, yeme ihtiyacı haricinde bir hayvanı kesme, bir hurmalığı/ağaçlığı yakma ve su altında bırakma…" (Muvatta, 982)

[21]      .   "Sizin elinizde dikeceğiniz bir fidan varken kıyamet kopacak olsa, kıyamet kopmadan onu ekmeye güç yetiriyorsa eksin." (Ahmed)

 

Bu Sayfayı Paylaş :